5 Haziran 2010 Cumartesi

Galata Kulesi'nde

İstanbul'un akşamını Galata Kulesi ile beraber karşıladım o gün. Kulenin delice rüzgarını sarı sıcak gün yüzüne tercih ederken özgürleşmiş hissettim kendimi. Hazerfan Çelebi Haklıydı aslında...

Sanki atlasam, bulutlardan aşağı kuş gibi süzülüp Teoman'ın tüm gemilerini, Fatih'in camilerini, pazar kalabalıklarını, İstanbulu içime sığdırabilcektim...

Büyümek bu olsa gerekti...
Ve ben sonunda büyümüştüm.

Karar verdim tam o anda. İstanbulu kimse ile paylaşmayacaktım. Şehrin büyüsü içinde kendimi sarhoş ederken kimse olmayacaktı yanımda. Bu duygusallığı kimse bilmeyecekti İstanbul, ben ve Hazerfan Çelebi dışında. İstanbul mahremimizdi, söz vermiştim Çelebi'ye sadece ona anlatacağıma dair şehir hikayelerini, sadece onunla paylaşacağıma dair bu masumiyeti.

O zamandan beri beklerim Galata'nın rüzgarına her kavuştuğumda bir gün Hazerfan'a da kavuşabilmek için..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara

Bu gadget'ta bir hata oluştu